23 Temmuz 2008

Info - Flatworld, Marian, Watchers Guild, Sang-Argent

Yazmakta olduğum hikayede açıklanması gereken bazı noktalar olduğunu fark ettim. Sonuçta kendi yarattığım bir settingde geçiyor ve kavramlar okuyucuya yabancı gelecektir. Bu kavramları hikaye geliştikçe açıklamak yerine bunun gibi "info" mesajlarında okuyucuya sunmayı uygun buldum.

Flatworld:

Aslında settingin adı bu olmayacaktı ama uzunca bir süre daha uygun bir isim bulamayınca Flatworld olarak kaldı.

Tahmin edebileceğiniz gibi settingin adının Flatworld olmasının sebebi dünyanın düz olması. İklimsel değişimi dünyamızdaki gibi olsa da küresellikten veya gezegensel dönüş hareketinden yoksun. Doğudan yükselip batıdan batan ufak bir güneşi var ama bu hareket bir gezegenin yıldız etrafında dönüşü şeklinde değil. Doğaüstü bir şekilde güneşin doğduğu yönde hava sıcaklığı daha yüksek ve karalardaki iklim çöl-tropik arasında değişirken, batı yönündeki hava sıcaklığı ılımandan arktik soğuğa kadar değişim göstermektedir.

Dünyanın en önemli fiziksel karakteristiği büyük bir kısmının okyanuslarla kaplı oluşu. Büyük kara parçaları çok sınırlı ve çoğu yerleşim çok sayıda adalardan oluşan koloniler halinde oluşmuş. Okyanusların enginliği ve kara parçalarının azlığının yanında, yüzey olarak da ziyadesiyle büyük. Dünyamızın 2-3 katı kadar bir alana sahip.

Merkez olarak kabul edilen nokta Spire adlı bir dağ. Flatworldün sınırları yaşayanları tarafından tam olarak bilinmese de, okyanus akıntılarının çoğu Spire yönünde ve aksi yönde aktığı için çoğu denizcinin uğrak yeri olmuş, buna bağlı olarak, dağ ile aynı isimde Spire adlı, dünyanın en işlek ve kalabalık şehrinin doğmasına sebep olmuştur.

Dağın kuzey ve güney yüzeyine olmak üzere iki ayrı parça halinde kurulmuş olan Spire, insanlardan önce bu dünyada dominant güç olan Syrenlerin (detaylı bilgiyi zamanı gelince vereceğim. Yuan-tilere yada lizard-manlere benzetebilirsiniz) eski yerleşimlerinin kalıntıları üzerine inşa edilmiştir.

Hikayenin geçmekte olduğu şu anki şato Spire'dan oldukça uzakta, batıda, Marianların ana kıtalarına yakın bir adada bulunuyor.

Marian:

Marianlar bu dünyada yaşayan 4 insan ırkından en kalabalık, en yaygın ve tartışılır bir şekilde en güçlü olanı. Fiziksel dış özellikleri siyah saçlı ve beyaz tenli olmaları. Ayrıca yaşadıkları batı topraklarının sert soğuk iklimine karşı da direnç kazanmış bir ırk. Dünya çapında teknolojik ilerlemenin öncüsü olan Marianlar diğer ırklara para karşılığı yüksek teknoloji (ki bu teknoloji ateşli silahlardan buhar motorlarına kadar gidiyor) eşya ve silahlar satarak ekonomik olarak dünya çapında bir kontrol elde etmişlerdir.

Tek bir yönetim altında toplanmak yerine ufak lordluklar olarak organize olmuş olan Marianlar, askeri olarak tek mutlak güçleri olan Watchers Guild (Gözcüler Loncası denebilir. Bu ingilizce terimlerin nedeni settingi tamamen ingilizce yazmış olmamdan ileri geliyor) tarafından korunmakta ve sayısız ticari oluşum ile dünyaya açılmaktadırlar.

Teknolojik üstünlüklerinin yanında eski stil yakın dövüş konusunda da, halk tarafından basitçe "büyü" olarak görülen "kadim sanat"ta da diğer insan medeniyetlerinden geri kalır seviyede değiller.

Watchers Guild:

Kuruluşu Marianların dünyaya açılmalarıyla aynı dönemlere denk gelen Watchers Guild, yüzlerce yıldır "karşılığını verebilen" herkesi korumayı ilke edinmiş, yüzden fazla gemiden oluşan donanması ve on binlerle ifade edilen üyesiyle, çok büyük ve çok güçlü bir askeri örgüt olarak dünya çapında nam salmıştır.

Teknik olarak "lejyoner" olarak sınıflandırılabilecek olan Watcherlar, diğer ırklar karşısındaki teknolojik ve taktik üstünlükleri sayesinde dünyanın en çok korkulan ve saygı duyulan oluşumlarından birisidir.

Temelde bir Marian örgütü olsa da Watcherlar hizmetlerini kabaca "parayı basan" herkese sunarlar. Bunun en büyük örneği şu anda tamamen Watcherlar tarafından "korunmakta" olan Carinan imparatorluğudur. Uzak doğu kültürüne sahip bir insan ırkı olan Carinanlar kendi içlerinde lordluklar olarak uzun süre savaştıktan sonra birbirlerine üstünlük sağlamak için Watcherların üstün teknolojisinden yararlanmayı uygun görmüş ve bir süre sonra imparatorluk içindeki bütün lordlukların askeri gücü Watcherlardan oluşmaya başlamıştır. Olaylara profesyonel yaklaşmalarıyla ünlü olmalarına rağmen Carinan politikasında Watcherların etkisi tartışılmaz derecede büyüktür.

Üyeler; çocukluklarında ailelerinden alınarak mümkün olan en iyi eğitim teknikleri ile yetiştirilir ve gerek sözlü gerek silahlı etkileşim yönünden "bir grup çapulcu asker" olarak adlandırılmayacak kadar etkindirler.

Watcherlık prestijli ve çok kazandıran bir kariyer mesleği olsa da katı disiplin ve başarısızlığın ağır şekilde cezalandırılması nedeniyle saflarından ayrılanlar görülmemiş değildir.

Sang-Argent:

Sang-Argent hanedanı Marianların "soylu" kana sahip ailelerinden birisidir. A'luminar'lar ile birlikte Marianların en zengin ve etkili hanedanıdır Sang-Argent. Dünya çapındaki ticaret piyasasının liderlerinden birisi olmalarının yanında servetlerinin bir diğer kaynağı da şehirlerin altlarında kurulan dev necropolislere "bekçilik" yapmalarıdır.

Flatworld insanlarının öldükten sonra kontrolsüz bir şekilde hortlak olarak hayata geri dönmeleri nedeniyle kurulan bu dev mezarlara bekçilik etme nedenleri, hortlakların gümüşe karşı aşırı derecede duyarlı olmalarıdır. Gümüş yönünden sıkıntı çekmeyen Sang-Argentler ise bu mezarlara korkusuzca girip çıkabilmektedirler.

Sang-Argent soyu adını fizyolojilerinde bulunan aşırı miktarda gümüşten alır. Özellikle kanlarında bulunan bu gümüş herhangi bir yaralanma ile açığa çıkar ve hızla katılaşır. Gümüşün çeşitli pratik etkileri olsa da havaya temas eden gümüş hızla oksitlenir ve 1 saatlik süre içinde kullanılmaz hale gelir.

Oldukça kalabalık bir soy olsa da, her aile üyesi çağın modern yöntemleriyle eğitilmekte ve hanedanın şanına yakışır insanlar olarak yetiştirilmektedir. Hanedanın belirleyici fiziksel özelliği olan gümüş kanın korunması için aile üyeleri uzak bir kuzenle evlendirilmek suretiyle “aile büyükleri” tarafından baş göz edilmektedir. Kaderleri daha doğdukları anda çizilen aile üyeleri genellikle aile içindeki hiyerarşi içinde üst seviyelere atlamaya çalışırlar.

Aile içinde yaşanan çekişmeler dışarıya pek yansıtılmasa da diğer ailelere ve ırklarla yaşanan rekabet ortamının aynısı belki daha şiddetlisi hanedan üyeleri arasında yaşanmaktadır.

1 yorum:

judas dedi ki...

Daha geçen gün, dik bir yokuş çıkarken "Lan tüm dünya düz olsaydı ya keşke!" şeklinde yakınıyordum bacaklarımın ağrısından. Gerçi akarsuların olmayacağı, dev bir tsunaminin hiç bir engele çarpmadan tüm dünyayı dolaşabileceği pek çekici gelmese de o an için bana güzel gelmişti.

Neyse, diyeceğim o ki, bugün burayı görünce şaşırdım. Epey şaşırdım. Flatworld... Hey yarabbim...