19 Kasım 2007

X-ray vision!

Bilmiyorum başka insanlar sokakta yürürken karşıdan kendilerine doğru gelenlere bakınca ne görüyorlar ya da ne görmek istiyorlar, ama ben hep benzer yüzleri görmekten sıkıldım. Çok iyi bir yüz hafızam yoktur zaten, herkes birbirine benziyor gibi gelir hep.

Hafızamı geliştirmek, birazda insanları daha rahat tanıyabilmek için bir aralar ufak detayları aklımda tutmaya çalışırdım. Daha sonra bu yüzün değişik bölümlerini incelemeye geldi; burnun şekline, çene ve dudak şekline. Hatta bir ara kafamda listelemeye, tanıdıklarımın yüz şekil ve ifadeleriyle kişiliklerini bağdaştırmaya çalışmıştım. Daha sonra pek uğraşmamaya başladım bununla, insanları aklımda tutmanın o kadar da önemli olmadığını düşünmeye başladım o yüzden herhalde. Asıl konu bu değil ama.

Topluluk önünde konuşacaklara yada iş görüşmesine gideceklere verilen klasik tavsiyedir bu; "karşındakileri çıplak hayal et, o zaman heyecanlanmazsın". Benim bahsedeceğim olay da bunun gibi ama aynı amaçla değil.

İnsanın karşısındaki çıplak görmesi nasıl bir rahatlık sağlayabilir anlamıyorum zaten. Hele karşı cinsten ise tamamdır zaten, o zaman görürüm heyecanı.

Her lise mezununun insan biyolojisi hakkında aşağı yukarı bir bilgisi vardır herhalde. Bir süre önce bu "çıplak görmeye çalışma" işi nasıl oluyor diye kafa yorarken ve sokakta ne dinlediğim müzikten ne de düşünecebileceğim diğer konulardan tad alabilirken, işi bir adım daha ileri taşımak nasıl olurdu diyerek sırayla karşımdakileri yürüyen sinir sistemleri, kemik ve kas yapıları olarak görmeye başladım.

Evet ilk bakışta "ruh hastası mısın sen?" diyebilirsiniz ama pratik olarak deneyince diğer insanların ne kadar kırılgan ve "ölümlü" olduğunu fark ediyorsunuz. nefes alıp veren ciğerleri, atan kalbi görünce size ne kadar benzediklerini fark ediyorsunuz. minibüste yanınızda oturan adamı tamamen iskelet olarak görebilmeye başlayınca ve hareketleriyle gözünüzde canlandırdığınız görüntüyü eşleştirince insan fizyolojisine hayran kalmamak imkansız.

Bu yöntemi insan kendisine de uygulayabiliyor elbette. Kendi elime bakıp, hareketler sırasında kasların, kemiklerin, sinirlerin ve damarların nasıl hareket ettiğini az düşünmemişimdir.

Dediğim gibi biraz insan fizyolojisi hakkında bilgi sahibi olmak yetiyor bunun için. Karşınızdaki anadan doğma hayal etmek yerine, etten kemikten bir canlı olarak görmek çok daha işe yarardır bana kalırsa.

Bahsettiğim bu yöntemin dışında bir de yolda karşılaştığınız insanların görünüş ve hareketlerine bakarak o anda ne düşündüklerini, nasıl bir hayata sahip olduklarını tahmin etme oyunu vardır. Ama bu daha çok bilinen ve uygulanan bir yöntem olduğu için üzerinde durmaya gerek duymadım. Herkes yapıyordur herhalde bunu :P

Not: Bu yazıyı okuyup beni psikopat bir katil yada doktor adayı sanan varsa yazıyı bir daha okumasını tavsiye ederim. o_O

8 yorum:

ASLI dedi ki...

Psikopat bir katil yada doktor adayı mısın?

Onaga dedi ki...

Fazla Coupling izlemişsin evladım.

Ayna-i Marzî dedi ki...

Ben daha çok bilinen o ikinci uygulamayı yaparım, ama hımm birinci yöntem de çok farklı duruyor, denemek lazım.

Gerçi yolda yürürken bakmam etrafa pek, daha çok düşüncelerim ile boğuşurum; ama mesela arabayla gidilir bir yere ve arabanın içinde beklemeniz gerekir. Arabanın içindeyken etraftan geçen insanlara bakıp düşünürüm, nasıl bir hayatları vardır diye.

Bu arada yazıyı bir daha okudum, sonundaki uyarıdan dolayı :P

Silvalinionisis dedi ki...

asli/ aslında ameliyat masasında çok basit hata yüzünden hastasını kaybedip deliren, katil doktorum. evet.

onaga/ bu durumda sen izlememiş oluyorsun? jeff ftw!

tuana/ Bir yerden bir yere giderken genellikle bende tonla başka şey düşünürüm zaten. bu bahsettiğim yöntemler yapacak hiç birşey yokken ve canım sıkılıyorken yaptığım şeyler. yoksa benim için uzun yolculuk demek, settingler için malzeme yarattığım en verimli ortamlar demek :P

Onaga dedi ki...

Şimdi konuyla ilgili ciddi bir mesaj yazasım geldi:

Bu olay Coupling'ten başka bir de Cheers'ta vardı. Çıplak düşünme olayını Fraiser da yapıyordu :P Ne yapayım yahu ciddi olamıyorum alla alla...

Neyse, insanları çıplak hayal edip rahatlama olayı sanırım kültür farkından dolayı bize saçma geliyor. Ne bileyim hiç bir Türk insanının bunu deneyip de verimli sonuç alabileceğini düşünmüyorum. O yüzden bana sadece espri konusu geliyor.

Gerçi ben hiç bir insanın karşısında heyecanlandığımı hissetmiyorum ki. Rahatım o konularda. Ama şey olur bak. Karşıdan gelen bir insanın ruh hâlini düşünürüm. Gülerken neye güldüğünü, sinirliyken neye sinirlendiğini vs gibi. Evet, çok klişe ama zevkli.

Onun haricinde deli gibi hızlı yürürüm. Yolda aklımı kurcalayacak her fikirden kaçmaya çalışırım. İmkansızdır ama en azından varmak istediğim yere vaktinden önce ulaşmış olurum. Bir kazanç meselesi bu.

Erotik mesajı da RTÜK'ten korktuğum için yazamadım evet. Korkuyorum RTÜK bir gün buralara da uğrar diye.

Saat de geç olmuş be...

judas dedi ki...

İşte bu Allah'ın varlığının kanıtı değil de nedir?

Şimdi buraya dil çıkarıp espri yaptığımı belirtecektim ama böyle düşünüyorum ciddi ciddi. : )

Silvalinionisis dedi ki...

Onagacım, güzel kardeşim, önceden belirttiğim gibi üzerinde durduğum konu çıplak düşünmek değil. Ayrıca coupling, cheers yada frasierla sınırlı bir konseptte değildir "çıplak düşünme" olayı, neredeyse her komedi unsuru içeren dizide işlenmiştir. Ama dediğin gibi bu "çıplak düşünmek"le aynı şey değil.

Bu tür topluluk/sahne korkusu yenme amaçlı çalışmalarda kullanılan (her ne kadar bilimselliği tartışılacak olsa da) bir yöntem ve kişinin, karşısındakinin de kendisi gibi basit bir insan olduğunun bilincine varmasıyla alakalıdır. Ben de diyorum ki, olayı bir adım ileri götürünce nasıl bakarsın insanlara.

judasçım, sarı çiçeğe sormak lazım.

Onaga dedi ki...

Silva, sen benim söylemek istediklerimi anlamamışsın. Gayet felsefik anlamlar yatıyor onların altında. Çok yadırgadım seni :P